Kendi şahsi çıkarlarıyla örtüşmeyen sivil oluşumları ve suç teşkil etmeyen faaliyetlerini mesnetsiz bir şekilde, “propaganda” adı altında kriminalize etmeye çalışan Cumhur Hükûmeti’nin, LGBT+ hükümlüler üzerinde denediği ve hapishaneleri Hitler’in Auschwitz’i veya Esad’ın Sednaya’sındaki gibi insan mezbahalarına çevirecek uygulamaları yavaş yavaş ifşa oluyor. “Kaynaklar” kısmında verdiğim haberlerdeki mağdurların kimliğiyle aranızda hiçbir bağ kuramıyor olabilirsiniz ama bu durum o bağı muhalif kimliğiniz üzerinden kurmaya niyetli, ceberut bir hükûmet karşısında hiçbir şey ifade etmiyor. Hak ihlallerini bir kez sıradanlaştırdıktan sonra hedef aldıkları kitleyi sınırlayan her şey buharlaşıyor. İçinde bulunduğumuz durumun vahametini kavramak gerek.
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki artık;
- Sizin veya bir sevdiğinizin hayatını katlanılabilir kılacak tek tedaviye erişimi bir kişinin kaprisiyle engellenebilir, yasaklanabilir.
- Tıbbi tedaviye erişiminiz için kısırlaştırılmanız veya vücut bütünlüğünüzden başka tavizler vermeniz şart koşulabilir.
- Hükûmetin propagandasını içselleştirdiğiniz konusunda yeterince ikna edici olamadığınız için fişlenebilirsiniz.
- İşinizin düştüğü bir kamu kurumunda -belki de sehven- fişlendiğiniz için saldırıya uğrayabilirsiniz.
- Polis tarafından koruma altına alınmak yerine saatlerce gözaltında tutulabilirsiniz.
- Gözaltında sözel şiddet ve psikolojik işkenceye maruz bırakılabilirsiniz.
- İşkencecileriniz tarafından avukatınızla görüşmeniz engellenip ifade vermeye zorlanabilirsiniz.
- Avukatınızın sizin savunmanızı yapabilmek adına talep ettiği belgelerin kendisine teslimi keyfî bir şekilde reddedilebilir.
- Avukatınızdan saatlerce uzaktaki başka bir hapishaneye kaçırılmanızla savunma hakkınızdan yararlanmanız sekteye uğratılabilir.
- Kendinizi ağırlaştırılmış müebbet koşulları altında, spor hakkından yoksun ve tecrit altında bulabilirsiniz.
- Saniyelerin sayılı olduğu bir acil durumda sağlık görevlilerinin koğuşunuza erişmesi saatlerce engellenebilir.
- Ölümünüz soruşturulurken tanık mahkumlar gözden uzak, başka bir hücreye kapatılıp ifade vermeleri engellenerek cinayet örtbas edilebilir.
- Veya bu zalimlerin olmayan insafları altında ölüme ne kadar yakın tutulduğuna tanık olan kişi siz de olabilirsiniz.
- Bunlar, ağırlaşan sansür altında kimsenin ruhunun duymayacağı, sistematik bir imha politikası hâline gelebilir.
Kaynaklar:
Reddit’te bu konuyla ilgili bir tartışma olmuş. 10 gün içinde aynı konuda yeni bir gönderi açmak istemedim, Türk sosyal medya kullanıcıları LGBT+'lardan irite olduklarını söyledikleri için. Ancak tartışmadaki karşı argümanlara şu cevapları eklemenin önemli olduğu kanısındayım:
- Trans olmak soydan mı geliyor? […] “Soykırım” terimi “soy”a, biyolojik bağa ithafta bulunur. Transların hepsi birbiriyle akraba değilse “soykırım” ibaresi doğru kullanım değil.
Hükûmet, transları âdeta görünmek ve duyulmak suretiyle çoğalan, ayrı bir tür oldukları kabulüyle ve toplumda yerleri olmadığını söyleyip ortadan kaldırmaya çalışmıyor mu? Bir veya birden fazla kuşaktan tespit edebildiği her bireyini hedef aldığı bir kesimi yer yüzünden silmeye çalışması kırım değil mi? Ortada inkâr edilmesi mümkün olmayan bir gerçek var ki o da Cumhur iktidarının bugün translığın yarın ise yayılıp çoğalarak tehdit oluşturduğunu söyleyeceği başka bir muhalif kimliğin sonraki kuşaklara aktarılmasını engelleyecek imha politikaları geliştirmeye başladığıdır.
- Ona bakarsak yüzlerce gazeteci, muhalif vs. hakkını savunanlar gazeteci soykırımı, muhalif soykırımı gibi terimler üretsin. Bir şeyi de abartmayın. Türkiye’de sadece trans bireylerin mi hakkı göz ardı ediliyor? Tüm halk olarak herkesin sorunu var […] Önce hepimizin problemlerini çözelim, sonra belli grupların problemini çözeriz.
Gazetecilik, etnisite ve cinsel kimliğin aksine, kişinin doğuştan gelen ve değiştirilmesi mümkün olmayan bir kişilik özelliği değil. Bununla birlikte kırım mekanizmalarının yerleştiği totaliter rejimlerde diğer muhalif kesimlerin de aynı kırımdan muaf tutulmadığını görüyoruz. Dolayısıyla bu problem sadece transların hayatlarını tehdit eden “önemsiz bir ayrıntı” değil. Bu, hâlihazırda muhalif her bireyin hayat memat meselesi zaten.

